|
TOKERLER TURİZM
BİZİMLE KUTSAL TOPRAKLARDA SEYEHAT ETMEK BİR AYRICALIKTIR...
KUTSAL TOPRAKLARDA YALNIZ DEGİLSİNİN...
İnsan Bir Yolcu. Rab Binden Gelip Yine O'na Dönen Yolda, Bazen Tökezleyip Düşen, Bazen de Kanatlanıp Uçarcasına Yol Alan Bir Yolcu. Altında, Dizgini Sağlam Tutulmazsa Hangi Çıkmazlara Götüreceği Belli Olmayan Bir Binek: Nefis. Ve Her an Önüne Düşüp, Yolundan Saptırmaya Hazır Sahte Bir Kılavuz: Şeytan.
Yolun da, Yolculuğun da Farkında Olan İnsanın Adı Mümin. Elinde Vahiy Pusulası, Önünde Rehberlerin en Güzeli. Ve Bir Kafile: Başında, o en Güzel Rehberin Veraset Makamında Bir Kılavuz. Yaratıcı'nın Bahşettiği Kulluk ve Halifelik Sıfatına Yaraşır Bir Yolculukla, Yine O'na Yürüyen Bir Kutlu Kafile. Bu Yolculuk Nasıl Anlatılır, Nasıl Anlaşılır?
İslâm'ın Beş Temel Esasından Biri Olan Hac Yolculuğu, Pek Çok Hikmetinin Yanında, bu Manevi Yolculuğun da Bir Sembolüdür.
Şunu Biliyoruz ki, Manevi Yolculukta da, Mukaddes Beldelere Yolculukta da, Ancak Hakiki Bir Rehber Nezaretinde Bulunmak Menzili Kolay Kılar. Ayrıca, Üstadla Beraber Yolculuk Yapmanın; Batınî Olduğu Kadar Zahiren de O'nun Tasarrufatı ve Nazarı Altında Bulunmanın Hazzını, İnsan ne Kadar Dikkatli Olursa Olsun, Üstadsız Duyamaz, Alamaz. Böyle Bir Maddî-Manevî Gözetim Altında, Zahirî ve Batınî Edeplerine Dikkat Edilerek Mübarek Beldelere Yapılan Bir Yolculuk, İnsanı Hangi İklimlere Kanatlandırır, Neler Yaşatır?
Evet, Bütün Bunlar, bu Hâleti Ruhiye, Ancak Manevi Bir Terbiyecinin Rehberliğinde, Onunla Beraber o Mukaddes Mekânları Ziyaretle Mümkün Olabiliyor. Zahirî ve Manevî Ziyaret Adabını en İnce Noktasına Kadar Bilen ve Tatbik Eden Üstad'a Mutabaat Sayesinde, Ulaşılması Hiç de Kolay Olmayan bu Manevi Hazlar Tadılabiliyor.
Manevi Yolculukta Nefsin ve Şeytanın Tuzaklarından Sıyrılıp Kâmil Olmak, Hedeflenen Menzile Varmak Elbette Zor. Ama Cenab-ı Mevlâ, bu Zorluğu Aşmanın Yolunu da Öğretiyor: "Ey İman Edenler! Allah'tan Korkun ve Sadıklarla Beraber Olun!" (Tevbe/119) Bu Ferman-ı İlahî, Müttaki Olmayı Salih Kullarla Beraber Olmaya da Bağlıyor. Artık Müminin İlk İşi bu Yolda Kâmillerle Beraber Olmak Değil Midir? Zira Allah Nebisi nin (A.S.) Güzel Hâl ve Ahlâkıyla Ahlâklanmış Rabbanî Alimler, bu Güzide Ahlâkı Derece Derece Yaşar ve Etrafına Yayarlar. Böylece Salih ve Sadıklarla Beraber Olan Kişinin Günden Güne Kemalâtı Artar.
İnsanı İnsan Yapan Özellik, Yüce Yaratıcının Muradı Doğrultusunda Hareket Etmesi, Nereden Gelip, Nereye Gittiğinin Farkında Olmasıdır. Aksi Halde Her ne Kadar Diğer Mahlukattan Farklı Görünse de, Aslında Onlardan Bir Farkı Kalmayacak. Eğer Kul bu Manevi Haz ve Dereceleri Elde Ederek o Temiz Beldeleri Ziyaret Edebiliyorsa ne Mutlu Ona!
Ve Asıl Yolculuğunda; Ebedi Saadete Giden Manevi Yolda, İman, Edeb ve Samimiyetle Yol Alabiliyorsa ne Mutlu!
...Ve Bizler, bu Kutsal Yolda Hadiminiz Olmaya Talibiz.
Ve Biz, İnanıyoruz ki
" HİZMETİMİZ KADAR MÜKAFATIMIZ OLACAK"
Allah'ın Selâmı Rahmeti ve Bereketi Üzerinize Olsun...
|
|
Evvelâ Evinden Ayrılıp, Mübarek Beldeleri Hac Veya Umre İçin Ziyaret, İnsanın Yaratıcısı'na Olan Sevgisine İşarettir. Müminin Sevdiği Her Şeyini, Vatanını, Evini, Ailesini, Ana-Babasını, Kısacası Onun İçin Değer Taşıyan Her Şeyi Bir Mukaddes Gaye İçin Terk Edip, bu Çileli ve Zahmetli Ama Kudsi Yolculuğa Çıkabilmesi, Ancak Ondaki Muhabbetullah Duygusunu İfade Eder...
|